Share

3 FİLM 3 ELEŞTİRİ!

Share on Pinterest
Paylaş.










Submit

Evet sevgili okur bu haftada evinizde cipsinizle, kolanızla hatta manitanızla bir film keyfi yapayım diye kurulmuş bulduğunuz filme play ederken durun bir düşünün, ya mantarsa film ?

Bu ikilemler devam ederken siz yanmayın diye biz kendimizi yaktık. Yine bir tomar afişte,fragmanda şaşası bol ama içinde anca bir şaşal su şişesinin bütünlüğünü barındıran filmleri izledik ki siz yanmayın. Bu uyarımızıda yaptıktan sonra bu haftanın filmlerine geçelim.

Ekran Resmi 2014-04-28 01.09.32

THOR THE DARK WORLD

Eskiden ne güzeldi hatırlarmısınız sevgili okur ?

Ben hatırlıyorum. Her ay öyle bir film gelirdi ki muhabbeti aylar sürer, gördüğünüz herkese tavsiyesi yıllar sürerdi. Oysa şimdi nasıl derken bir baktım ki ortalık Marvel Comics filminden geçilmiyor. Tamam çizgiromanı severim ama her yılda bu filmler yüzünden nice filmler kolpaya gidiyor. Marvel cinematic universe ayağına sanki bütün süper kahramanları bir kamyon kasasına tıktınız sonra Hollywood sınırını geçince de kaçak göçmen gibi piyasaya mı saldınız nedir.

Bu furyanın örneklerinde biri olan Thor da geçtiğimiz dönemde devam filmiyle vizyona girdi. Sebat ettim izlemedim, millet övdü dinlemedim derken geldi ev sinemasına düştü bir kere.

Hakiki kuzeyin oğlu Thor ilk filme göre başarılı, senaryoda gelişme var. Bu sefer bir ilkokul piyesini geçmiş diyebilirim. Hatta ben bunu yüzüne karşıda derim. Bu sefer de dark elfler’le kuzeyliler arasındaki kapışmayı konu ediniyor film.

Dark elf dediysem sevinip aklınıza Drizzt Do’urdeni getirmeyin hemen, herşey güzel başlamıştı taki elfler ciuvv cicuvv diye bünyeyi lazere verene kadar. Zaten filmin ortasında bu ne len Star Wars olmuş bu dedim. Abi sen elfsin toprak ek, hasat biç, daldan dala zıpla bambi gibi ne ara lazere geçtiniz

Senaryoyu anlatacaktım ama pek değmez zira post-it’e yazılıp buzdolabına asılmış ve çekimler de öyle vuku bulmuş galiba.  Thor’u oynayan abiye de sen diyalog kasma dominal, pazu filan kas demişler. Adamın ağzından çok kolu başı oynuyor. Anthony Hopkinsi görünce aha dedim oda bizimkilerdeki ırarım boynuzu iblis modunda oynamış ama göründüğü sahneler de yine oyunculuğunu konuşturmuş demek isterdim ama onun yerine sakal yakışmış diye bizi konuşturdu.

Film böyle sürüp giderken benim asıl derdime gelelim. Abi şimdi bu Thor kuzey tanrısı, hatta balkanlardan gelen soğuk hava bile bunun yüzünden şüpheleniyorumda asıl sorum eyy dünya halkı siz hangi dinin mensubusunuz ?

Ulen koskoca Thor iniyor millet şaşırmıyor, kraşş kroşş diye ortalığı dağıyor millet yetiş ya muhammed, ya jesus christ demiyor. Natalie Portman Odini görüyor bir besmele çekmiyor. Resmen şirk la bu, polis memuru bile gel tutuklayacağım diyor. Burda olsa böyle olmaz ben ulu Torum der, poliste gel bi gbt’ye görürüz diye adamın asker kaçağı bile olduğunu çıkarırlar.

Kısacası yine olmamış Thor, bak ne güzel çekicin var. Altın bilezik bu git zanaate ver kendini diyerekten zenci Heimdal mi olur diyerekten diğer filmimize geçiyoruz.

GOMEDA

Evde muhlis bir şekilde oturup yine film ararken can hıraş odaya dalan arkadaşımın bak olm çok acayip bir şey buldum demesiyle tanıştım bu filmle de.

Siz siz olun çok acayip bir şey buldum diyen arkadaştan korkun. Zira bu tür arkadaşlar kültür ayağına abidik gubidik şeyleri bulup izletir sonrada ” nasıl abi ? ” diye sizi gerer. Arkadaş zaten nasıl diye soruyorsan başta bir sorun var demek. Hem benden ne istiyorsun da beni eziyete ortak ediyorsun. Zaten tek başlarına da yemez izlemesi genellikle kasacak arkadaş arayıp onla izlerler. Yapmayın, etmeyin ortamlarda ” aa ne kültürlü zopiğide biliyor dedirtmek için arkadaşlarınız kaybetmeyin. Hem evde pijamayla dolaşıp, torrentte ” seed pls ” diye yazan adamsın bari bizi yeme.

Filme geri dönecek olursak Türkiyenin ilk sürreal korku filmiymiş efenim. Şimdi daha normalini bile çekememişken sürrealini ne ara çektik diye soracakken verdi filmi kızağa işte ondan sonra da bende film koptu.

İtiraf edeyim film korkutuyor. Hemde gayet başarılı bir şekilde ama  bitmeyecek diye korkutuyor. İzlerken 6 kez kaçma girişiminde bulundum sayın okur, hatta 4. katta oturmasaydık atlamayı bile düşündüm.

Filmin en akılda kalıcı şeyi horoz, evet horoz. Neden mi horoz ? Bilmiyorum çünkü bir ara bayılmışım. Bu kadar eleştirdikten sonra filmin biraz da pozitif taraflarını ele alalım. Ne demişler yiğidi öldür hakkını yeme.

İlk olarak sevgilinizden ayrılmak istiyor ama bahane bulamıyorsanız bu film ideal. Çağırın romantik bir yemeğe sonrada takın filmi beraber izleme ayağına değil ayrılmak sizin hakkınızda suç duyurusunda bile bulunur. Onun dışında dizi aynasına asarsanız şık bir aksesuar, metaforrrrr da metaforr diye inleyen bir topluluğun ortasına atarsanız çok iyi bir dikkat dağıtıcı görevi, hdd’nizden silerekte bir küsür gb yer kazanabilirsiniz diyerek hem filmden hemde evden uzaklaşıyorum.

SNOWPIERCER

Yine post apocalyptirivirik yazacağım ama ne zormuş arkadaş bunu yazmak o yüzden direk post apokaliptik yazıyorum. Evet yine post apokalipik bir filmle karşı karşıyayız. Hemde geçen hafta ki The Colony gibi buda dünyayı soğuk almış ellere vay konulu bir çizgiromandan film uyarlaması.

Çeşke kağıt üzerinde kalaymış diyorum. Çeşke öyle kalaymışta bizde kitaplığımızı süsleseydik hem eve gelenlere hava atardık güzelcene ama yok olmaz illede filme çekeceğiz ki herkes nasiplensin bizde cukka yapalım.

Film konu olarak küresel ısınmayı engellemek için yapılan bir mevzu sonucu engellemek ne kelime daha da çoşturması, bunun sonucunda da zengin bir amcanın kocaman bir trenle milleti kurtarmasını konu alıyor. Tabi sadece bu da değil, tren de yine fakirler arkada açlıkta zenginler önde sefada sayın okur. Durum böyle olunca da isyan kaçınılmaz, bizim fakir tayfasıda veriyor isyanı.

Aslında film konu olarak ilginç başlıyor lakin sonra dibe geçiyor. Şimdi bu trende okul, sera, disko vb. tonla şey var Hatta sushi bar bile var. İyi de abi benim çoluğum çocuğum var okula götüreceğim ama diskodan geçmek zorundayım. Bu nasıl mantık, ben eğitime götüreceğim çocuğu disko kısmında hoba hoba millet, bunu gören çocuk okur mu  hiç. Bunu farkedince zaten direk filmi şutladım zaten.

Birde filmin yarısına kadar kamera parkinson hastası gibi, izleyene kadar boynumu kontrolsüz su hortumu gibi oynatmak zorunda kaldım. Bi sabit durun arkadaşım imece usulü mü yaptınız görüntü yönetmenliğini derler adama.

İkinci mantıksız nokta olarakta trende teyze yok o yüzden de inandırıcılığı benim gözümde pek olmamış. Çünkü her ulaşım sisteminde bir miktar teyze olur ki siz otururken gelip tepenize dikilsin. Olmaz senarist arkadaş lütfen gerçekçilik biraz yemeyiz biz bunları.

Bu filmi izlemek yerine buradan erzuruma bilet alın. Otobüste topkek servisi geldiği an daha fazla heyecan, çay servisinde de daha fazla gerilim alırsınız diyerekten haftaya görüşmek üzere sevgili okur.