Share

Geçmişten Günümüze İstanbul Kabadayıları

Hepsinin geçmişi, yaptıkları ve tarzları her ne kadar farklı olsa da, yaptıkları ve amaçları hep aynı oldu. İstanbul’a kan kusturmak. Her ne kadar hepsi ölüp gitmiş olsa da onların yolunu izleyen binlerce insan var. Umarız hepsi bir an önce doğru yolu bulurlar.

Share on Pinterest
Paylaş.










Submit

 1. Odesa’lı Korste – 1895

01
1895 Yunanistan doğumlu Odesalı lakaplı Korsti, Tünel’den Taksim’e kadar bütün mekânların haracını yiyor ve hiçbir ipucu bırakmadan kayıplara karışıyordu. Başı sıkıştığında da işgal polisleri sayesinde kurtuluyordu. Onu tanımlayan görünüş ise sağ kolunun iç kısmında eli kamalı bir kız resmi ve sol kolunda iki çiçek ortasında bir haç ve “M” harfi olan dövmelerinin bulunmasıydı. Metresi Mary’nin adını simgeliyordu.

 

2. Solak Ligor – 1888

02

Küçük yaşta ailesi ve hısımları arasında çıkan silahlı çatışma sonucunda sağ kolundan yaralanıp sakat kaldıktan sonra Konya’dan babasıyla birlikte göçüp İstanbul’a geldi. Baba mesleği olan terziliği sakatlığından dolayı yapamayınca, işi serseriliğe vurmaya başladı. Sağ kolun verdiği sakatlığı sol koluyla kapatmaya başladı ve bu sürede korkunç denilecek şekilde bıçak kullanmaya başladı ve ilk denemesini bir Yahudi üzerinde yaptı. Unkapanı’ndan Eyüp’e kadar tam 4 yıl o bölgenin tek kabadayısı oldu. Fakat bir hayat kadını ile olan birlikteliği ileride bu saltanatını bitirdi.

 

3. Piç Ardaş – 1886

03
Sivas doğumlu Piç Ardaş, İstanbul’a gelip Üsküdar’a göz koydu. Manavcı Ali’yi öldürdükten sonra istediğini alıp oranın tek hâkimi oldu. Söylenenlere göre onun girdiği düellolar en az bir saat sürüyordu. Piç Ardaş’ın sabit alameti sağ elindeki başparmağının ve işaret parmaklarının kesik olmasıydı.

4. Arap Hüsnü – 1870

04
Arap Hüsnü iri yarı, gece insanın rüyasına girse korkutacak bir tip diye anılıp, sağ kulağının kıkırdak kısmının olmaması, sol gözündeki perde ve çenesindeki çukurla dikkat çekiyordu. Trablusgarp doğumlu, Tophane semtini resmen inleten insan azmanı için Ömer Ünal şunları söylüyordu: “Onunla ilk kez Galata merkezinde karşılaştığımda, kahvede içki satmaktan gelmişti. Meğer bu onun işlediği suçlar arasında en hafifiymiş. Trablusgarp’tan ne sebeple ve nasıl geldiğini kimse bilmiyordu. Ben ise henüz stajyer polistim. Onun hakkında bildiklerim benden eski olan meslektaşlarımdan duyduklarımdı. Onu tanıdığımda yaşı çoktan 45’i bulmuştu. Buna rağmen Tophane civarında kendisinden çok daha genç olan külhanları sildirmişti”. İsmini duyurmaya başladığı zaman Salı pazarında iki kişiyi Arap yapımı kamasıyla öldürmüş, delil yetersizliğinden yakayı kurtarmıştı. Polis onu almak için fırsat kollasa da o açık vermiyordu. Cumhuriyet’in ilanıyla onun da defteri dürüldü. 28 mayısta hükümetin resmi kararıyla sınır dışı edildi.

5. Şık Manol – 1890

05
Tokat doğumlu Manol, ünlü İstanbul kabadayıları arasında adam öldürmemiş tek kişi unvanına sahip. Çıkan kavgalarda ve düellolarda silah kullanmayan Şık Manol sadece kafasını ve yumruklarını kullanırdı.

6. Hiristo Anastadiyatis – 1898

06
Çocukluğundan itibaren suç batağına bulaşmış olan ağabeyi Koço ile birlikte tramvayda yolcuların para çantalarını kapıp kaçarak ve bazen de annesinin işlettiği umumhaneye gelen erkeklerin paralarını çalarak kariyerine başladı. Yaşı ilerledikçe şehir içinde ıssız yollarda ölümüne tehdit ile yapılan soygunculuğa başladı. Etrafında dönemin haydutlarından sağlam bir şebeke oluştu. Yıllar içerisinde 13 polisi öldüren çete, peşlerine düşen bir polis memuru İsmail’in bürosunu basıp ”Bir kurşun yeterince uyarıcı olmalıdır” sözleriyle raconun büyüğünü keser. Yetmez, öldürdüğü 4. polis Muharrem’den sonra Ayvalıçeşme karakolunu basar ve polisleri silahsızlandırarak nezarete atar. Hrisantos ve ekibi iyiden iyiye hedef olmuştu. Bu işi çözmek isteyen polis teşkilatı, önce uzun uğraşlar sonunda çetenin diğer üyelerini öldürmeyi başardı. Köşeye sıkışan Hrisantos, sevgilisiyle Yunanistan’a kaçıp sakin bir hayat sürmeye başladı. Ancak orada da sevgilisini rahatsız eden birini öldürerek yine kaçmaya başladı. Bu sırada yalnız kalan sevgilisi Eftimya, İstanbul’a döner ve bu durum Hrisantos’u çok sinirlendirir. Hrisantos bir çatışmada yaralanır ve bir evde saklanmaya başlar. Bu sırada Eftimya’nın babası polise gidip Hrisanstos’un kaldığı evi ihbar eder ve son operasyon başlar. Gece baskınında Hrisantos, Muharrem Alkor tarafından öldürülür. Muharrem Alkor ise, usta sanatçı Selda Alkor’un babasıdır. (Gebersin O Çocuğu)

7. Baltalı Hano

07
İstanbul’un varoş semtlerinden birinde yaşayan ve bir kabadayının sevgilisi olan Hanzade olan bu kadın, ilk kadın kabadayıdır. 12 yaşındaki oğlunun bir gün ortadan kaybolmasıyla telaşlanan kadın oğlunu aramak için yollara düşeceği vakit kabadayı sevgilisi tarafından vazgeçirilir. Sonraki denemesinde yine aynısı olur. Bunun üzerine Hanzade sevgilisini takip etmeye başlar. Sevgilisinin gece boyu naralar atarak haraçlar topladıktan sonra bir hamamda geceyi sonlandırdığını fark eder. İçeri girdiğinde oğlunu bir hamam oğlanı olarak görür. Hamamı yakmak için bulunan odunların yanında bulunan baltayı kapmasıyla sevgilisi dâhil 21 kişiyi öldürür. Oğlunun alıp kanlar içinde mahalleye döndükten sonra 17 ay boyunca kan kusturur. Bir süre sonra haraç ve baltayla insanları öldürmekten yargılanıp kurşuna dizilerek öldürülür.

8. Abdullah Palaz – 1923

08
Hayat hikâyesini şöyle özetliyordu: “4 kez idam yedim. 740 yıl hapis kestiler. 48 yıl 38 ayrı ceza evinde hapis yattım. Ben Abdullah dayıyım. Baba değilim”. Antep canavarı olan meşhur lakabını, 15 kişinin katili olarak Konya cezaevine girerken aldı. Yeni gelen mahkumların sevilmediğini ve onlara bir göz dağı verilmesinin gerektiğini düşünerek kendi gibi 7 Antepli yoldaşıyla planlar yaparak gardiyanlardan temin ettikleri bıçaklarla diğer efelerin koğuşlarını basarak onları öldürmeyecek şekilde yaralar vererek ilk vukuatına imza attılar. Ardından Afyon cezaevine sürgün edildi ve oradan da aynı şekilde parmak hesabıyla göz dağı vermek için koğuş bastılar ancak bu defa parmak hesabı biraz fazla kaçıp birinin ölümüne neden olmuşlardı. Bir gece zincirle tutulduktan sonra oradan da Bursa’ya sürgün yedi. 1991 yılında şartlı salıverilme yasasıyla tahliye olan Palaz 9 ay sonra hayatını kaybetti.

 

9. Dündar Kılıç – 1935

09
‘Hata yapmam, özür dilemem’ sloganıyla akıllara kazınan Kılıç, kabadayılık müessesesine İstanbul’a göç ettikleri sırada ters düştüğü ünlü kabadayı Avni Çakıroğlu’yu yaralayarak adım attı. Sayısız yaralama silah taşıma ve uyuşturucu kaçakçılığından en az 38 kere hapse girdi ve çıktı. Generallerle tutuklandığı da oldu. Aynı generallerle yasa dışı iş yaptığı iddia edildi. Günlerce süren işkencelerden de geçti. Trabzon’da doğan ve kabadayılığı hapiste Oflulardan öğrenen Kılıç, kısa sürede İstanbul’un yer altı dünyasında önemli yer edindi.

10. İdris Özbir (Kürt İdris) – 1937

10
İstanbul’a geldikten sonra 70li yıllarda kumar dolandırıcılık bıçak ve tabanca ile adam yaralama gibi suçlarla adını duydurduktan sonra yer altı dünyasının sözü geçen isimlerinden biriydi. Kürt İdris değişik tarihlerde suç örgütü yöneticiliği yapmak, silahla tehdit, zorla senet imzalatmak, zorla para almak, ateşli silahlar kanununa muhalefet ve arazi mafyacılığı suçlarından yargılandı. Yer altı dünyasının büyük isimlerinden olan İdris, karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.

11. Kürt Cemali – 1950’ler

11
Asıl adı Cemali Coşaroğlu. 50’li ve 60’lı yılların Ankara’sının en belalı kabadayılarındandı. Zamanın diğer ünlü isimlerinden kabadayı Mehmet 1953’te yakın arkadaşı Sarı Vali’yi bir alacak meselesi yüzünden öldürmekten dolayı tecilli cezası ile birlikte 15 yıl hapse mahkûm olur. Kumar oynatılan bölgelerin paylaşılamamasından Kürt Cemali ve Kabadayı Mehmet’in takışmaları bitmeyince bir gece yarısı kabadayı Mehmet konuşmak ve kumar oynamak için Kürt Cemali’yi mekânına davet eder. Gecenin ilerleyen saatlerinde aralarında çıkan çatışmada Kürt Cemali vurularak hayatını kaybetti. Bir rivayete göre onu vuran Dündar Kılıç’tı.

12. Çilli Burhan – 1960’lar

12
Türkiye’de babalık 1960’lı yıllarda Dündar Kılıç, Çinli Burhan, Oflu Osman ve Hüseyin Heybetli tarafından sahneye konulmaya başlandı. Eskiden kabadayılar saygılı, oturaklı, izzetli ve şerefine dokunulmadığında kimseye zarar vermeyen ve mahallenin otoritesi olarak kabul edilirdi. İstanbul’da 1960’lı yıllarda mafya denilince, Oflular denilen Karadenizli gruplar ilk olarak gelirdi. Hasan Cevahiroğlu yahut Oflu Hasan olan kabadayı babaların babası olan unvanını kazanmıştı. Gençliğinde Araplar ve Lazlar arasındaki çete savaşlarında Lazlara liderlik yaparak efsanevi bir isim olmuştur.

 

13. Abdo Ağa (Arap Abdullah)

13
Rivayete göre uzun boylu, kara kuru kafası daima traşlı, bıyıkları seyrek ve çıkık ve iki kulağı da sağırdı. Yaz kış ayağında çizme ve sırtındaki kukuletalı belinde Trablus kuşak giyer, yeleğinde ağır ve altın köstek olurdu. Daima silahlı dolaşırdı. Tabanca ve ustura, sağ çizmesinin kenarına sokulmuş söğüt yaprağı bıçak, bir elinde bir sapı gümüş kamçı eksik olmazdı.